Ana sayfa
   Dost Siteler
   Bize Gelenler
   Dergimizin Satış Noktaları
   
 
 
KUDRET ALTUN İLE BOSNA HERSEK'TEKİ DİL VE EDEBİYAT ÜZERİNE SOHBET

SENEM GEZEROĞLU

Hocam, öncelikle okurlarımız için kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Sevgili Senem Hanım, Kendini tanıtmak o kadar zor bir soru ki bu sorunun cevabını vermeyi size bırakıyorum. Zira C.V. denilen o kağıt parçasında yazılanlar kendini tanıtmak olmasa gerek. Bu yüzden sizlerin gözüyle kendimi tanıyayım ben de.

            Hocam, insanın kendini tanıması ne kadar zor ise bir başkasını tanıması ve hele tanıtması bir o kadar zor olsa gerek. Ancak sohbetimizin getirdiği muhabbetle ve hayatınızın edebiyatımıza yansıyan yönünden hareketle okuyucularımız için birkaç söz söyleyelim.

Kudret Altun, ilk, orta ve lise öğrenimini Kayseri’nin Bünyan ilçesinde tamamladıktan sonra  üniversite hayatına birçok edebiyatçıya evsahipliği yapan Dersaadet’te, yani Necip Fâzıl’ın deyimiyle gecesi sümbül, Türkçe’si bülbül kokan İstanbul’da başladı. Ancak ne var ki, öz yurdundan ayrı kalmayı pek sevmeyen Kudret Altun, akademik hayatına Erciyes Üniversitesi’nde başladı ve aynı üniversitede devam etti. Evliyâ Çelebi misâli şefâat yerine seyahat deyiveren Altun, birbirinden farklı Doğu ve Batı ülkelerinde bulunup görev yaptı. Yurt dışı serüvenine Kıbrıs’ta, Lefkoşe Türk Öğretmen Koleji’nde başlayan akademisyen, İngiltere ile devam ederek yeni ve farklı dünyalar tanımanın sırrına vâkıf oldu. Burslu öğrenci olarak gittiği İtalya’da (Dipartimento di Studi Eura Siatici) Osmanlı Araştırmaları konusunda çalıştı. Ardından seyahate devam eden Kudret Altun, Amman Türk Kültür Merkezi’nde müdürelik yaptı. On yıl önce gittiği İtalya’ya bu sefer Erasmus (Socrates) projesiyle yeniden kavuşma imkânı bulan Altun, Doğu Dilleri Bölümü’ne hoca olarak atandı. Çeşitli alanlarda çalışmalar yaparak Türk-İslâm kültürünü Türkiye’nin sınırları dışına taşıyan akademisyen, Yesevî, Yûnus Emre, Harem, Mevlânâ konulu konferanslarıyla ecdâdını yabancı topraklarda yâd etmenin hazzını yaşadı. Projenin tamamlanmasının ardından yurduna dönüp öğrencileriyle hasret giderme hayâlleri kurarken bu sefer de TİKA tarafından Bosna-Hersek’e Türkoloji  Bölüm Başkanı olarak gönderildi. Bosna-Hersek’te, Zenica Üniversitesi’nde görev yaptığı sırada adetâ zaman tünelinden geçtiğini söyleyen Kudret Altun, Osmanlı mirasına bir kez daha hayrân  olmanın verdiği tatlı sarhoşlukla Sultan Mehmed’in fermanını alıp Türkiye’ye döndü.

Hocam, hayatınızın zâhire yansıyan yüzünü ifâde etmeye çalıştık; ancak yurt dışı çalışmalarınızı da sizden dinleyelim. Göreviniz dolayısıyla Kıbrıs, İtalya, Ürdün, Bosna-Hersek gibi ülkelerde bulundunuz. Adı geçen yerlerde Türk dili ve edebiyatı alanında çeşitli çalışmalar yaptınız. Bizlere bu çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Benim yurt dışı maceram yavru vatanla başlamıştır. Doksanlı yıllarda Kıbrıs’a bir seminer için gittiğimiz esnada verdiğim küçük bir konferans sonucu Rauf Denktaş Beyin meclis başkanı beni Türk Öğretmen Koleji’ne davet etti. Burada Kıbrıslı öğrencilere bir yıl ders verdim. Bu kolej KKTC’de öğretmen yetiştiren tek kurumdur. Şimdi hâlâ işlevini sürdürüyor mu bilemem; ama bizdeki Eğitim Fakültesi’ne mukabildi. Orada açılan özel üniversiteler ile karıştırılmasın. Bu özel üniversitelerde Türkiyeli gençler okuyor. Öğretmen Koleji ise sadece Kıbrıslı öğrencilerin devam ettiği yerdir. Burada Kıbrıslı öğrencilerin yavaş yavaş aynı kültürden, ırktan olduğumuz hâlde, Türkiye’den uzaklaştırıldıklarını görünce yapmamız gereken çok şey olduğuna karar verdim. Ardından bir zamanlar kültürümüzün, medeniyetimizin yaşadığı ülkelerde Türkçe’yi öğretmenin ve Türk kültürünü yaşatmanın zorunlu ve aziz bir görev olduğunu yaşayarak öğrendim. Gerçekten de Türk edebiyatı, Türk dili eğitimi alan her Türk gencinin ilk görevi bu olmalıdır. İngiltere bu azimle dünyaya dilini yaymıştır. Bizim de hedefimizi çok iyi belirlememiz ve bunu başarmamız gerekmektedir. Aklıma gelmişken Ürdün’den bir örnek vermek istiyorum. Ürdün Türk Kültür Merkezi Müdürlüğü yaparken hemen bir sokak ilerimizde İngiliz Kültür Merkezi vardı. Bizim merkezimiz âdeta sinek avlarken İngiliz Kültür Merkezi arı gibi işliyordu. Kıskanmak duygusunun, haset duygusunun yapıcı olabileceğini orada yaşadım ve bu duyguyla  merkezimizde Türkçe kursları açtım. Büyükelçiliğimizle koordineli bir şekilde açılan  kurslar o kadar ilgi gördü ki, Türk Kültür Merkezi para kazanmaya bile başladı. Zira Ürdün, Osmanlı kültürünün elli yıl öncesine kadar canlı kanlı yaşandığı bir yerdi. Daha da ötesi “Biz Türk asıllıyız” diyen topluluklara rastladım. Bunlar hiç Türkçe bilmiyorlardı; ama sülaleleri Türk ismiyle anılıyordu. Bu insanlar çocuklarını  kurslara gönderdiler ve büyük bir talep oluştu. Hoca yetiştiremez olmuştuk. Demek ki, aslında dünyanın her tarafında bu misyonu yüklendiğiniz zaman alt yapı hazır…Yeter ki, bunu işleyecek insanlar yetiştirelim. Biz öğrenciliğimizde “Yüzde yüz Türk olduğun zaman dünya senindir.” diye bir slogana inanırdık. Bunu bugün “Türk dilini yüzde yüz öğrendiğin ve öğrettiğin zaman dünya bizimdir.” şeklinde değiştirdim. İtalya’da bile Venedik Devlet Arşivi’nde Osmanlı yazmalarını gördüğünüzde yapılacak çok şey olduğunu; ama  ne yazık ki birbirimizi destekleyemediğiniz için çok az şey yapılabildiğini gördüm. Marchana Kütüphanesi’ndeki yazma eserleri tasnif etmeye çalıştım ve Türkiye’ye döndüm; ama kimse ilgi duymadı. Oysa oradaki yabancı akademisyenler bu belgeleri çok güzel işliyorlar  ve gerektiğinde ülkeleri için kullanıyorlar. Osmanlı’nın mîmarîde şaheserlerinin olduğu, gözbebeği gibi koruduğu Saraybosna ve Bosna Hersek’e dâir izlenimlerim ise özel bir soruyu hak ediyor sanırım.

            Röportajın tamamını dergimizden takip edebilirsiniz…



[1] Yrd. Doç. Dr. Kudret Altun, Erciyes Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Türkçe Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi

 
BU SAYIDA
Kalender YILDIZ
Nerede memleketin şairleri
Bekir Oğuzbaşaran
SAYILARIN DİLİ (Şiir)
Cihan OKUYUCU
İRAN'DA MEVLÂNÂ KONGRESİ
Ümit Fehmi Sorgunlu
KONSOLOSUN KÖPEĞİ
VEDAT ALİ TOK
Mustafa ÖZÇELİK “BAŞKA BİR ŞİİR”i
Rıfat Araz
İNCİNSENDE İNCİTME SEN (Şiir)
Hüseyin Türkmen
ERCİYES ŞİİR GÜNLERİ
Olcay Yazıcı
Erciyes’e Sesleniº
A.Vahap AKBAŞ
UZUN BİR YÜRÜYÜŞTE ÜSKÜP MOLASI
Hüzeyme Yeşim Koçak
DEĞER YÜKLEMESİ
Ziya Avşar
MASALIM (Şiir)
Yusuf Akyüz
“…sen gittin diye…” (ªiir)
Naz FERNİBA
BEYZA (Hikâye)
İSMAİL ADİL ŞAHİN
AY ÇİÇEKLERİ (Şiir)
Musa TEKTAŞ
FETHİ AĞABEY
İbrahim ŞAHİN
BAYRAMLA GELEN HÜZÜN İKLİMİ
A.Vehbi ECER
BİZİM YUNUS
Mehmet Nuri PARMAKSIZ
KIRGIZLARDA DESTAN ANLATMA GELENEĞİ
Y.Kemal CİVELEK
FİTNAT NASIL FİTNAT HANIM OLDU (Hikâye)
Filiz Kalyon
ÖMRÜN EN KIRILGAN YERİ (Şiir)
Emel GÜNGÖR
MADDE RUH İKİLEMİ
Bahar Dileme
Aşkname